
Cerrahi
İVP de yapılabilen ameliyatlar;
- Köpek ve Kedi Kısırlaştırma ameliyatları
- Sindirim sistemi ameliyatları
- Üriner sistem ameliyatları
- Ortopedik Ameliyatlar
- Göz kapağı anomalileri
- Ağız ve dişle ilgili cerrahi girişimler
- Meme tümörleri ve diğer tümör ameliyatları
- Kuş ve Egzotik Hayvan Ameliyatları
Tüm hayvanları bizim ameliyat etmemiz tabii ki düşünülemez . Burada Ameliyat edilecek hayvanlarla ilgili olarak yapılması gerekenleri size sunuyoruz. Bu yazıyı lütfen dikkatle okuyarak , hayvanınızı ameliyat edecek hekime sorulması gerekenler hakkında bilgi edinebilirsiniz . Biz veteriner hekimlerin çok önemli iki görevi vardır :
1- Zarar vermemek
2- Ağrıyı dindirmek.
Alttaki yazıda bu önemli görevlerimizi yerine getirmek için yaptıklarımızı anlatıyor. Bu önlemler tüm hekimler tarafından alınmalı ve can dostlarımıza zarar verilmemelidir.
Hayvanınızı kısırlaştırmak istiyorsunuz ya da hayvanınızın bir ameliyat geçirmesi gerekiyor ..
Haliyle birkaç veteriner kliniğini arıyor ve değişik fiyatlar alıyor
olabilirsiniz. Fiyatlardaki değişiklikler karşısında biraz şaşırıyorsunuz. Çünkü
bir klinik bir dişi köpek kısırlaştırma ameliyatını 100-200 liraya yaparız
derken başka bir klinik bu ameliyatı 600-700 liraya yapıyoruz deyince siz de
haklı olarak 2. Kliniğin fiyatını aşırı bularak birinciye yönelebiliyorsunuz.
Bu sizin en tabi hakkınız ve ekonomik olarak da kesenizi düşünmek zorundasınız.
Kısırlaştırma ameliyatı ise her yerde aynı. Sonuçta köpek kısırlaştırılıyor mu? Kısırlaştırılıyor.
Ancak bu konuda her iki kliniğe de bu ameliyatlarla ilgili neler soracağınızı
bilemediğiniz için bu iki ameliyat arasındaki farkı anlayabilmeniz zor oluyor. Söylediğimiz gibi kısırlaştırma kısırlaştırmadır, öyle değil mi?
Tam öyle değil. Biz burada size hayvanınız ameliyat edecek
hekimlere sormanız gereken bazı konuları anlatacağız. Böylece neler sormanız gerektiğini
ve nelere dikkat edilmesi konusunda bilgi sahibi olacak ve hayvanınız için
karar verirken daha bilinçli karar vereceksiniz.
Ameliyat
öncesi muayene: Güvenli, bir ameliyat için, hayvanınızı ameliyat edecek
olan hekimin hayvanınızın geçmişi ve bu günkü fiziki durumu konusunda bilgi
sahibi olması gerekir. En azından hekiminiz, daha önceki hekiminizden
hayvanınızın bilgilerini istemeli ve tam fiziki muayene gerçekleştirmelidir.
Anestezi bu bilgiler ışığında başlamalıdır. Bazı hallerde anestezi hayvanınız
için büyük bir risk taşıyabilir. Bu yüzden bu bilgiler çok önemlidir. Mesela
genç bir köpekte kalpte üfürümler tespit edilirse hayvanınızın kalbinde ciddi
bir rahatsızlık olabilir ve anestezi büyük risk taşır. Diğer taraftan kalp
üfürümleri yavru köpeklerde “masum
üfürümler “ olarak adlandırılabilir ve anestezi için bir risk taşımaz.
Fiziki muayene sonucunda
hayvanınız da herhangi bir hastalık bulgusu görülürse ameliyat ertelenebilir ve
konu araştırılır.
2-Ameliyat öncesi kan
testleri: Olaya bir bütün olarak bakılacak olursa, kısırlaştırma ameliyatı
için getirilen genç yaştaki SAĞLIKLI
hayvanlarda ameliyat öncesi kan testlerinin çok fazla bir önemi yoktur
ve çok nadir olarak anestezi protokolünü değiştirmeyi gerektirecek durumlar
tespit edilebilir. Bu ancak binde bir görülebilecek bir durumdur.
Ancak, öyle testler vardır ki bunlar ameliyat öncesi çok
çabuk yapılabilir ve sonuçları hemen alınabilir. Mesela bir damla kan ile
hayvanınızın anemik ( kansız) , kanamaya meyilli, gizli enfeksiyon gibi durumları ortaya çıkar. Kandaki üre ve
Kreatin seviyelerine bakılarak hayvanınızın böbrek fonksiyonlarının normal olup
olmadığı anlaşılır. Tabii ki hayvanın 1 yaşından büyük olduğu ve acil ameliyat
durumlarında kan testi yapılmadan anestezi verilmesi kabul edilemez.
3- Ameliyat Öncesi
ağrı kesiciler: Bugün artık ameliyat öncesi verilen ağrı kesicilerin
ameliyat sonrası ağrı hissini büyük ölçüde düşürdüğünü biliyoruz. Vücutta ağrı
reseptörleri denilen reseptörler ( ağrıyı başlatan bölgeler ) vardır. Ağrı
meydana getirici bir uyarı geldiğinde bu reseptörler harekete geçer ve ağrıyı
meydana getiren maddeleri salgılarlar. İşte ameliyat öncesi verilen ağrı
kesiciler henüz daha ağrı başlamadan bu reseptörler üzerine giderek oturup
beklemeye başlarlar. Ağrı uyarısı geldiğinde derhal görev başlar ve salgılanan
maddelerin nötrleştirilmesi sağlanır.
Ameliyat öncesi sakinleştiriciler: Hayvanlarda insanlar gibi
hastaneye geldiklerinde heyecanlanırlar. Heyecan esnasında vücutta fazla
Adrenalin salgılanır. Eğer adrenalin salgısı çok fazla olursa, verilecek olan anestetik maddelerin
miktarlarının artırılmasına ve kalbin bazı ilaçlara karşı daha duyarlı hale
gelmesine yol açar. Bunu önlemek için hayvanlara aynen insanlarda olduğu gibi
anestezi öncesi sakinleştirici verilmesi gerekir. İyi bir sakinleştirme ile, hayvanın
anestezinde kullanılacak olan asıl anestezi ilaçlarının miktarı önemli oranda düşer ,
hayvan anesteziye çok daha rahat girer ve uyanması çok daha kolay olur.
4-Damar içi serum verilmesi : Bize göre , genel anestezi alan tüm hayvanlara
damar içi kateter takılmalıdır. Bu mutlaka anesteziye başlanmadan önce
yapılmalıdır. Bunun iki önemli nedeni vardır ve her iki neden de çok önemlidir.
Damar yolunun açık olması acil hallerde hayat kurtarıcı
ilaçların hemen kan dolaşımına verilmesini ve etki etmelerini sağlar. Acil
durumlarda çoğunlukla kan basıncı düşer ve damarın bulunması çok zorlaşır. Damar yolu açıldığında vakit artık çok geç
olabilir. Diğer önemli neden, ameliyat
olan tüm hayvanların ameliyat esnasında damar içi sıvı almaları gerekir. Anestezi için verilen ilaçların bir çoğunun, özellikle
de çoğu klinikte kullanılan Xylazine (Rompun) kan basıncını düşürücü etkisi çok
yüksektir. Bu ilaçlar damarların genişlemesine, kalbin yavaşlamasına ve bunlara
bağlı olarak da kan basıncının yani tansiyonun düşmesine neden olur. Damar içi
verilen serum, kan basıncının normal seviyede tutulmasını sağlar. Bu yolla
beyin ve böbrekler oksijensiz ve besinsiz kalmazlar. Bize göre, damar yolu
açılıp serum verilmeden yapılan ameliyatlar büyük risk taşımaktadır. Hayvanınız
ameliyattan çıkabilir. Ancak beyine ve böbreklere yeterli kan, oksijen ve
besinlerin ulaşamaması sonucu ileride hayvanın sağlığının etkilenebileceği, ömrünün
kısalabileceği unutulmamalıdır.
Enjektabl indüksiyon,
damar içi verilen bir anestezi ilacı ile hayvanınızın uyku haline geçirilmesi
safhasıdır. İnsan anestezisinde de size damar içi ilaç verilirken doktor 100
den geriye doğru saymanızı ister ve bir noktada artık uyku haline geçersiniz.
Genel olarak bu yolla çok çabuk bir şekilde genel anestezi sağlanır.
Bir de maskeleme
yöntemi vardır. Anestezi gazı maske aracılığı ile hayvana koklatılarak uyku
hali meydana getirilir. Bu güvenli bir yöntem değildir. Bu yöntemle hayvanın
tam anesteziye girmesi 10 dakika kadar alabilmektedir. Bu sırada hayvanın
solunum yollarına müdahale edilebilmesi mümkün değildir. Maskeleme esnasında
kusma meydana gelebilir ve bu hayvanın soluk boruna kaçarak buradan direk
olarak akciğerlerine gidebilir. Bu aynı zamanda hayvan için çok stresli bir metottur.
Hayvan maske takıldığında korkarak kurtulmaya çalışır. Adrenalin salgısı artar,
kalp atımları hızlanır. Ayrıca gazın bir miktarının da etraftakiler tarafından
solunmasına neden olur.
Ameliyatı yapacak olan hekimin hayvanınızı önce
sakinleştirici vererek sakinleştirip sakinleştirmediğini , sonra da damar içi indüksiyon yolu ile
anesteziye hazırlayıp hazırlamadığını sorgulayınız. Damar içi indüksiyon
ilaçları 30 saniye ile 2 dakika arasında etkisini gösterir.Hekimin anesteziyi kolayca
tamamlamasına yardımcı olur.
5-Entübasyon :
Soluk Borusuna solunum Tüpü Konulması :
Anesteziye alınan hayvanların solunum yolu kontrolü mümkün olduğunca çabuk yapılmalıdır.
Solunum yolu her durumda açık kalmalıdır. Bu, soluk borusuna konulan entübasyon
tüpü denilen tüple mümkün olur. Bu sayede oksijen direk olarak hayvanınızın
akciğerlerine giderek yaşamın devam etmesini sağlar. Buldog, Boston Terier, Pug,
Pekingese ırkı köpekler ve Persian (İran
kedisi) ve Himalaya gibi kediler
bilindiği üzere kısa bir yüze sahiptirler. Bu hayvanların yumuşak
damakları uzun ve burun delikleri küçüktür. Bu nedenle bu hayvanların solunum
yolu problemleri çok sık karşılaşılan bir durumdur. Bu hayvanlara anestezi
edilmeden evvel önce bol oksijen verilmeli, anestezi indüksiyonu sonrası derhal
solunum yolu tüple açık tutulmalıdır. Normal anatomiye sahip hayvanların dahi
solunum yolu tıkanmaları çok sık olabilmektedir.
Biz tüm ameliyat olan
hayvanlarda bu tüpü solunum yoluna koymaktayız. Bu tüpler oldukça sert yapıda
olup eğilip bükülerek tıkanmaya yol açma ihtimali yoktur. Bu tüplerin etrafında
hava ile şişirilen bir baloncuk vardır. Tüpün soluk borusunu tam kapatamadığı
durumlarda bu baloncuk içine hava verilerek şişirilir ve hava yolunun tam
emniyeti sağlanır. Böylece anestetik maddenin dışarı kaçması, hayvanın anesteziden
çıkması önlenir. Hayvan kussa bile solunum yoluna gitmesi imkânsızdır.
6-Gaz anestezisi:
Gaz anestezisi güvenli bir anestezi sistemidir. Gaz, hayvana bir cihaz
aracılığı ile oksijen ile karıştırılarak belirli bir oranda verilir. Ameliyat
esnasında gaz miktarını düşürüp yükseltmek gerekebilir. Bunun için anesteziyi
veren hekimin konusunda uzman olması ve anesteziyi takip eden bir başka
teknisyen ya da hekimin de bulunması şarttır. Bazı hallerde, kısa süren
müdahalelerde damar içi verilen ilaçla müdahale gerçekleştirilebilir. Ancak
müdahale 5 dakikadan fazla sürecek ise hayvanın mutlaka anestezi cihazına
bağlanması gerekir.
7-Ameliyat esnasında
ağrı kesiciler : Biz ameliyat esnasında
ağrı kesicilerin sürekli olarak verilerek hayvanın ameliyat sonrası ağrısının
azaltılması gerektiğine inanıyoruz. Ağrı kesici ilaçlar hayvanın vücut
ağılığına göre hazırlanarak serum içerisine eklenir ve ameliyat esnasında yavaş
olarak hayvana verilir. Buna Devamlı İnfüzyon Yolu İle Ağrı Kesici
Verilmesi (Constant Rate Infusion)
denilir. Burada kullanılan ağrı kesiciler başlıca Morfin, Ketamin, Lidokain ve
Medetomidin dir. Bunlardan Ketamin çok ilginç bir ilaçtır. Ketamin aslında
anestezi ilacıdır. Ancak çok küçük dozlarda
yavaş olarak verildiğinde mükemmel bir ağrı kesicidir.
8-Anestezi Esnasında
Monitorizasyon : Anestezi esnasında
gerekli olan en önemli etken konusunda iyi eğitilmiş hekim ya da teknisyendir.
Bu insanların iyi eğitilmiş olması, konusuna hakim olması çok önemlidir. Anesteziyi, anestezi ilaçlarını ve etkilerini, acil esnasında neyin
ne şekilde ve nasıl verileceğini bilmeleri çok önemlidir. Bizim bu yönden
hiçbir sıkıntımız yoktur. Ameliyatı yapan ve Anesteziyi izleyen hekimlerimiz
konusunu çok iyi bilen hekimlerdir. Anestezi konusunda bir önemli konu da her
hayvana aynı anestezi değil bireye özgü anestezi verilmesidir. Her anestezik
madde her hayvana verilemez. Mesela Boxer ırkı köpekler acepromazine adı
verilen pre-anestezik ilacı
kullanamazsınız. Grey Hound, Saluki gibi ırklarda barbütürat türevi ilaçları
kullanamazsınız .
Görsel monitorizasyonun yanı sıra özel cihazlarla anestezi esnasında
monitorizasyon da büyük önem taşır. Hayvanlar anestezi cihazı ile birlikte
monitörlere de bağlanır. Dillerine takılan bir sensörle kanın oksijenlenme
oranı ölçülür. Belli bir seviyenin altına düşerse müdahale edilerek kandaki
oksijen miktarının normal seviyeye çıkarılması sağlanır. Anestezi cihazını hayvana taktığımız tüpe
bağlayan bir hortum vardır. Bu hortum, 10 Kg.ın üzerindeki hayvanlarda bir
çifttir.Hayvan oksijeni bu hortumundan alır ve geriye Karbondioksiti buradan
verir. Geriye verilen karbondioksit soda
tozu içerisinden geçirilerek karbondioksitten
arındırılır. Bir kısmı tekrar solunuma katılır bir kısmıda dışarı
atılır.
Hayvan 10 kg.ın altında ise ( Tüm kediler ) hayvanın soluk
borusundaki tüpü anestezi cihazına
bağlayacak bir özel bir devre gerekir.
Bu devre de hayvan temiz oksijenli anestezi gazını bir hortumdan alır, akciğerlerinden
gelen karbondioksitli kirli havayı başka bir hortumdan geri verir. Bu devreler
birkaç isim altında bulunurlar. Jackson Reeves, Maple –Ayres, Bain devreleri
gibi devreler vardır. Temelde hepsi aynı işi görürler. Sadece dizaynları
farklıdır. Biz Jackson Reeves Devresini tercih etmekteyiz.
Hortumlar ya da küçük hayvanlarda kullanılan devreler ile
anestezi cihazı arasına yerleştirilen bir sensor hayvanın akciğerlerinde kalan
karbondioksit miktarını ölçer. Karbondioksit miktarı belirli bir seviyenin
üzerine çıkarsa tehlike var demektir. Anestezi gazı derhal durdurulmalı,
Hortumlara temiz oksijen verilmeli , akciğerlere de temiz saf oksijen
gönderilmelidir. Bazen hayvana el ile manuel olarak solunumuna yardımcı olmak
gerekir. Hayvanın anestezik gazı ve oksijeni soluduğu bir torba vardır. Bu
torba el ile sıkılarak akciğerlerin havalandırılması gerekebilir. Ancak bu
torbaya uygulanacak basınç 20 mm. Cıva
basıncını geçmemelidir. Aksi takdirde basınçla akciğerlerde yırtılma
olabilir.
Ameliyat sırasında kan basıncının yani tansiyonun da
ölçülmesi gerekir. Bunun için hayvanlar için yapılmış özel tansiyon aletleri
kullanılır. Aynı zamanda Monitörlerde de kısa aralıklarla tansiyon ölçen bir
kısım vardır. Biz her ne kadar bu bölüme sahip cihazlarımız varsa da ayrı
olarak tek bir cihazla tansiyonun ölçülmesini doğru buluyor ve böyle yapıyoruz.
Kan basıncı uzun süreli olarak düşerse ve bu zamanında tespit edilemezse bazı
organlarda geriye döndürülemez fonksiyon bozuklukları ortaya çıkabilir. Bu
özellikle daha önce de belirttiğimiz gibi böbrekler için çok önemlidir. Eğer
ameliyatı yapan hekim anestezi esnasında kan basıncının ne olduğunu bilemezse
ve basınç düşerse ameliyat sonrası böbrek yetmezliği bir kedinizi ya da
köpeğiniz olabilir. Ameliyat esnasında hayvanın tansiyonu rutin olarak ölçülerek, damar içi verilen
sıvının hızı ve miktarı azaltılır ya da düşürülür veya ek kolloidal sıvı verilebilir
( Tansiyon düşerse) veya duruma göre başka ilaçlar da kullanılabilir. Ama tansiyon kontrolü yoksa, hekim bunları nasıl
bilecek ne önlem alacaktır ?
Yine hayvanın
ameliyat esnasında kalp atımlarının ve kalp ritminin izlenmesi önemlidir. Gelişebilecek
bir aritmi durumunda acil müdahale edilmelidir. Mesela hayvanda ventriküler
fibrilasyon çoğunlukla öldürücüdür ve Lidokain denilen ilacın derhal verilmesi
gerekebilir. Biz tüm ameliyat hastalarımızın kalp ritimlerini monitörlerle
izlemekteyiz.
9. Cerrahi sterilite
: Bundan yıllar önce insan ve veteriner hekimler cerrahi operasyonları yaparken
cerrahi steriliteye pek önem vermemekteydiler. Daha doğrusu bu konuda yeterli
bilgi yoktu. Bu nedenle Ameliyat sonraları enfeksiyonlar , geç iyileşmeler ,
hiç iyileşememe durumları ortaya çıkıyordu. Zamanla cerrahi sterilitenin önemi
anlaşılıp ameliyatta kullanılan aletlerin, cerrahların ve yardımcıların steril
olarak ameliyatlara hazırlanarak gerçekleştirmeleri yukarıda sayılan bir çok
kontraendikasyonun da sonunu getirdi.
Her klinikte ayrı bir ameliyat odası olmalıdır. Ameliyathane her zaman ameliyata hazır temiz
ve steril olmalıdır. Tüm yüzeyler haftada bir defa ameliyat günü ise günlük olarak dezenfekte edilmelidir.
Ameliyat olacak hayvan ameliyattan önce başka bir bölümde
ameliyata hazırlanmalıdır. Böylece ameliyat bölgesinin temiz kalması sağlanır.
Ameliyat öncesi hazırlık tüylerin kesilmesi, damar yolunun açılması ve sıvı
bağlanması ve indüksiyon ilaçlarının verilerek hayvanın anestezi cihazına hazır
hale getirilmesi safhalarını kapsar. Hayvan bundan sonra ameliyathaneye
alınarak cihaz bağlanır. Ameliyat bölgesi 3 ayrı kimyasal ile dezenfekte edilir
ve tüm ameliyat bölgesi otoklav adını
verdiğimiz yüksek buhar, basınç ve ısı ile sterilize edilmiş ameliyat örtüleri
ile örtülerek ameliyat için hazır hale getirilir.
Cerrahlar ve teknisyenler maske ve ameliyat keplerini takmalı,
cerrahlarsteril ameliyat önlüklerini giymelidirler. Her ameliyatta yeni
sterilize edilmiş aletler kullanılmalıdır. Sterilizasyon işlemi Otoklavda
yapılmalıdır. İplik, gazlı bez vb. gibi
kullanılan materyaller yeni ve steril olmalıdır.
Tüm bu okuduklarınızdan sonra “ Hadi canım, bunları tabii ki
yapacaksınız “ dediğinizi duyar gibi oluyoruz ancak emin olunuz ki maalesef
burada anlatılanların büyük bir bölümü bazı kliniklerde yapılmamaktadır. Bu
nedenle burada anlatılanların yapılıp yapılmadığını hayvanınızı ameliyat
ettireceğiniz klinik hekimlerine sorunuz.
10. Vücut ısısının
korunması : Biz tüm ameliyata aldığımız hayvanların vücut ısılarını mümkün
olduğunca normal seviyede tutmaya çalışıyoruz. Anestezi ce ameliyat esansında
vücut ısısı çok çabuk düşebilir. Vücut ısısı düştüğünde bu hayvanın
metabolizmasını negatif olarak etkiler. İlaçların metabolizması yavaşlar .
Anestezi ilaçları vücuttan daha geç atılır. Vücut ısısı normalin altında olan (
Hipotermik) hayvanların bağışıklık sistemleri zayıflar, yaraları daha geç
iyileşir, ve kanama riski artar. Yaşlı hayvanlarda hipoterminin etkisi genç hayvanlara
nazaran daha fazladır.
Bu nedenlerle ameliyat esnasında hayvanların vücut ısılarını
mümkün olduğu kadar normale yakın
tutulması gerekmektedir.
Özel hazırlanmış Gaymar ısı pompası ile Hayvanların ameliyat
esnasında vücut ısılarını kaybetmelerini önlüyoruz.
11. Gözetim altında ameliyattan uyandırma
: Ameliyat sonrası hayvanların uyanma safhası yine basit bir safha gibi
anlaşılabilir ancak bu en tehlikeli safhadır. Uyanma esansında hayvanınızın
devamlı olarak gözlemlenmesi , yolunda gitmeyen bir şeyler olursa derhal
müdahale edilmesi gerekir. Ameliyat sonrası kusma , verilen ilaçların etkisi
ile başını sağa sola çarpma , entübasyon tüpünün olmaması ya da erken
çıkarılması nedeni ile larynx te ödem ve paralize sonucu solunum durması gibi
komplikasyonları önlemek için mutlaka bir hekim ya da teknisyen tarafından
gözlemlenmesi gerekir..
12. Ameliyat sonrası Ağrı
Kesiciler . Ameliyat öncesi ve esansında ağrı kesicilerimizi kullanarak
hayvanımızı güvenli olarak anesteziden uyandırdıktan sonra ağrının devam edeceğini
bilmemiz gerekir. Tüm batın ameliyatları sonrası 3 gün devam eden bir ağrı
olur. Bu nedenle ameliyattan hemen sonra, hayvan uyandıktan sonra ağrı
kesiciler yapılmalı ve evde devam edilmek üzere yeteri kadar ağrı kesici
sağlanmalıdır. Bazı ağrı kesiciler bazı hayvanlarda ve durumlarda risklidir.
Lütfen hekiminize danışmadan hayvanlarınıza ağrı kesici vermeyiniz.
13-Post Op ev bakımı:
Ameliyat sonrası hayvanınız evinize geldiğinde bir süre hareketlerinde
kısıtlama yapılması gerekir. Çoğu kez ameliyat sonrası ilk geceyi bizimle
geçirirler. Olabilecek komplikasyonları böylece önlemiş oluruz. Genelde
ameliyat sonrası ilk gece hem hayvan hem de sahipleri için hoş bir deneyim
olmamaktadır. Evimiz ve işyerimizin aynı
yerde olması biz ve hastalarımız için büyük bir avantajdır. Bizimle kalan
hayvanlarınız normal hale gelinceye kadar yalnız bırakılmamakta rutin olarak
kontrol edilmektedir.
Hayvanınız eve geldikten sonra kafasında koruyucu bir
kafalık olabilir. Bunu hayvanınızın kendisine zarar vermesini önlemek için
kullanmaktayız. Siz yanındayken bu kafalığı çıkarabilirsiniz ancak hayvanınızı
yalnız kaldığında bu kafalık mutlaka üzerinde olmalıdır.
Sonuç ,
Gördüğünüz gibi kısırlaştırma gibi basit bir operasyon için
bile yapılması gereken ve alınması gereken bir çok önlem var. Bu ameliyatları biz de sadece iki ilacı aynı
enjektörde karıştırarak ( Ketamin + Rompun )
hayvanınıza enjekte edebilir ve ameliyatını gerçekleştirebiliriz. Hatta
eldiven, maske , cerrahi steril önlük , otoklavda steril edilmemiş aletler ,
ameliyat bezleri kullanabiliriz. Böylece
bu ameliyatları bizler de rakiplerimiz gibi çok ucuza yapabiliriz. Ancak , bazı
şeyler için , özellikle de evinizin bir bireyi için karar vermenizde maliyet
önemli bir etken olmamalıdır. Biz , İstanbul Veteriner Polikliniği hekimleri
olarak hayvanınızın güvenliğini ve çekeceği ağrıyı en önce düşünmek zorundayız.
AĞRI HAYVANLARIMIZIN KADERİ DEĞİLDİR
Sevgili
hayvan sahipleri, hayvanlarımızın ağrı çekmelerini yaşa, hastalığa,
bağlayalayabilirsiniz. Bir bakıma ağrıyı o hayvanın kaderi olarak kabul
edebilirsiniz. Halbuki durum böyle değildir. Ağrı hayvanlarımızın kaderi
değildir. Ağrı tedavisi multimodal yaklaşımla artık çok daha kolay.
Hayvanlarınzı daha mutlu kılmak sizin elinizde. Bizi arayıp randevu
alınız.